Ayşen Gizem Telci
Dünyaya farklı gözden bakmak yürek ister...

Hepimiz zaman zaman sokağa farklı kılıklarda çıkmak istemez miyiz? Saçımızı eski türk filmlerindeki masum kız gibi iki yandan toplamak ya da çizgi roman kahramanlarının o keskin ama renkli çizgilerinden birini üzerimize yakıştırmak...
Belki de 70'lerin asi kızı olmak isteriz ya da 60'ların hanımefendisi ama tıkılıp kalırız 2000'lerin aşinalığına. Aşina oluruz yolda gördüğümüz her saça, makyaja, çünkü her şeyin kalıpları vardır, dünyada. Ne dışına çıkabiliriz, ne de onlardan olabiliriz. Birileri gibi olmak içimize sinmese de hep bir yoldan gideriz. Bazıları da adını moda koymuştur bu birileri gibi olmanın. Tüketim dünyasının cepçi çocukları modası geçen her şeyi atmayı öğretmiş bize bir kere, ne karşı koyabiliriz, ne de bu kurala uyabiliriz. Arada kalmışlıkların dünyasında kendimize bir köşe ediniriz zamanla...
Aslında böyle olmamalı düzen. Ne farklı olmak moda olmalı, ne de moda sıradanlığa uymalı. Unutmayın ki gizli kalan hazineler her zaman en çok merak edilenler olur, daha fazla düşünülür, kurcalanıp çözülmeye çalışılır. Görünüp bilinenlerse aşina olur unutulur zamanla... Göz ucuyla değmek yeter onları tanımak için. Uzun uzun incelenenler hep sıradanlıktan uzak olanlar olur. Güzelliği hissetmek aynaya baktığında kendini görmektir...-Mış gibi olmak ya da anımsatmak değil. Sizde bu sıradanlıktan sıkıldıysanız kendinizi keşfetme zamanı gelmiş demektir. Bakışlara aldırmadan istediğini yapabilme cesaretini göstermek. Kendin olmak denilen şey budur aslında.
Zaman zaman can sıkıcı tepkilerde alabilirsiniz. Bu sorun olmasın sizin için. Canınızı sıkanlara gülüp geçmek, onlar yokmuş gibi davranmak, hem beden hem de ruh sağlığınıza iyi gelecektir. Hatta şöyle de diyebiliriz, bizi olduğumuz gibi beğenmeyenlere:
Güzelim! aslında görmesini bilene, ama sorun bende değil, görmeyi bilmeyen gözlerde…
Aysen Gizem Telci