|
UYKU & RÜYALARRem ve Nrem Uykusuİnsan her uyku seansında iki ayrı uyku türünü paylaşımlı olarak ve ihtiyaca göre uyur.![]() Gün boyunca alkol, sigara, kirli hava gibi etkiler, aşırı yorulma, yaralanma, enfeksiyon gibi nedenler hücre ölümlerine yol açar. Ayrıca bedende her gün normal olarak 10 milyar hücre ölümü gerçekleÅŸir. Bedeni bir milyon katlı bir gökdelen olarak düşünelim. Her gün on binlerce tuÄŸlası birlikte çürüyüp düşmekte, gökdelenin çökmemesi için yerlerine yenilerinin yerleÅŸtirilmesi gerekmektedir. Ancak böyle bir çalışmanın saÄŸlıklı gerçekleÅŸmesi sıfır hatalı bir haberleÅŸme ve analiz sistemini gerektirir. İşte beynimiz NREM adı verilen derin uyku esnasında vücudun maddi tamirinin gerçekleÅŸmesi görevini yüklenir. Çok yorulduÄŸumuzda aşırı enerji tüketimi, hatta oksijen eksik olduÄŸunda hücreler yakılarak enerji üretilmesi gibi nedenlerle hücre ölümü daha çoktur. Bu durumda derin uykuyu daha fazla uyuruz. Bu süreci şüphesiz biz kurmadık ve biz yürütmüyoruz. Ancak yaptığımız bazı hatalar bu süreci aksatmaktadır. EÄŸer NREM uykusunu yeterince uyuyamazsak vücudumuz erken çöker, çöküşü cildimizdeki pörsümeden okuyabiliriz. Ayrıca ardı arkası kesilmeyen hastalıklar da savunma sisteminin tahrip olmasından kaynaklanır. Bu sistem ise uykusuzluktan oldukça fazla etkilenir. YaÅŸadığımız ikinci ve hafif uyku ise REM olarak adlandırılır. Rüya gördüğümüz uyku bu uykudur. Gün boyu yaÅŸadığımız çatışma ve tepkimelerin diÄŸer boyutu duygu, düşünce ve hayallerimizle iliÅŸkilidir. Sevinçlerimiz, öfkelerimiz, nefretlerimiz, heyecanlarımız birer içsel algı olarak gün boyu yaÅŸanır. Duygu hayal ve düşünceler cisimsel algı giriÅŸleri vasıtasıyla alınmazlar, içte yaÅŸanırlar. Ancak hissettiÄŸimiz her bir duygu anında kanımıza u duyguyu temsil eden hormon enjekte edilir. Duygularımız tamir olmadığında bu defa psikolojik bozukluklarla karşılaşırız. Herhangi bir duyguda aşırıya kaçtığımızda yorgun olduÄŸumuzu hissederiz. Mutlaka birçok defa aşırı bir üzüntünün ıstırabından kurtulabilmek için uyumuÅŸsunuzdur. Uyandığınızda ise uyumadan önceki durumunuza çok daha rahat olduÄŸunuzu tespit etmiÅŸsinizdir. EÄŸer REM uykusunu uyuyamamış olsaydık sadece duygularımızın biriken yükü kısa sürede bizi depresyona sokar zihinsel ve duygusal kimliÄŸimizi tamamen kaybederdik. DoÄŸal uyku dönemleri Uyku üzerinde yapılan bir diÄŸer tespit insanların biyolojik ritmiyle iliÅŸkilidir. İnsanların iki ayrı uyku dalgasına göre programlandığı tespit edilmiÅŸtir. Rodenburg Üniversitesinden Prof. Jurgen Zulley'in araÅŸtırmalarına göre bu iki dalgadan biri öğle arasında 10â€30 dakikalık bir süre içerir. Öğle vakti ve öğle yemeÄŸi öncesi uyunacak bu uyku, uykusuzluÄŸun en önemli çözümlerinden biri olarak görülüyor. DiÄŸeri gece 12.00â€04.00 arası uyanacak uykudur. Bu iki vakti düzenli olarak uykuda geçiren kiÅŸiler uykusuzluk sorununu aÅŸacaktır. Görüldüğü gibi uykusuzluk sorunu az uyumaktan deÄŸil vaktinde uyumamaktan, hatta gereÄŸinden fazla uyumaktan kaynaklanmaktadır. Günümüzde çoÄŸu üst düzey devlet adamları öyle uykusunu mutlaka uyumaktadır. ABD BaÅŸkanı Bill Clinton çalışma odasında ergonomik koltuÄŸunu geriye yaslamakta ve üzerine bir battaniye alarak uyumaktadır. Uzak DoÄŸunun süratle kalkınan dev ÅŸirketlerinde çalışan işçiler sistemli olarak öğle uykusu arası vermekte ve böylece iÅŸ veriminin zirvesine çıkmaktadırlar. İlginç ve çarpıcı olan bir gerçek Peygamberimizin (asm) öğle uykusunu çok faydalı bir uyku olarak ümmetine 14 asır önce tavsiye etmesidir. Bediuzzaman da öğleyin uyunacak 30 dakikalık uykunun sair vakitlerde uyunacak iki saat uykudan faydalı olduÄŸunu söylemiÅŸtir. Erken kalkma faktörü Uykunun saÄŸlıklı olabilmesi ve yeterince dinlenilebilmesi için mutlaka sabah erkenden kalkılmalıdır. AraÅŸtırmalar sabah uyandıktan sonra tekrar uyuma yoluyla gece boyu yapılan tamiratın tekrar tahrip edildiÄŸini göstermiÅŸtir. En büyük hatamız uyku dalgası geldiÄŸinde uyanık olmamız, uyanıklı dalgası geldiÄŸinde uyuyor olmamızdır. Çünkü biz ne yaparsa yapalım beyin sadece yaratıcı tarafından programlandığı dalgaya göre çalışır. GüneÅŸin ilk ışıklarını alan vücut melatonin hormonu salgılar ve bu hormon biyolojik saatimizi belirler. Biyolojik saatimiz kendi kurallarına göre çalışır. Sabah uyandıktan sonra tekrar uyuma isteÄŸi alışkanlıktan ve tembellikten kaynaklanır. Bu alışkanlığı yenen kiÅŸi en fazla 10 gün içinde büyük bir dinçlik gözlemleyecektir. Bunu kendi hayatınızda hemen deneyebilirsiniz. Bu gece saat 11.00'de uyuyunuz ve sabah 5.30'da kalkarak bütün uyuma isteÄŸinize direnerek çeÅŸitli meÅŸguliyetler bularak bir daha uyumayınız. Alışkanlık nedeniyle en fazla bir kaç saat kendinizi yorgun hissedeceksiniz. Ancak ardından geç saatlere kadar kendinizi oldukça dinç ve güçlü hissedeceksiniz. Ertesi gün aynı saatte uyuyunuz. Uyanma isteÄŸinize raÄŸmen saat 10.00'da yatağınızdan kalkınız. Bu defa akÅŸama kadar kendinizi hafif sarhoÅŸ gibi hissedeceksiniz. Zihninizi toplamak güçleÅŸecek, maddi gücünüz bile azalacak hatta başınız bile akÅŸama doÄŸru aÄŸrıyabilecektir. KuÅŸlar gibi erken kalkan hayvanlardaki dinçliÄŸe, canlılığa dikkat ediniz. Daha güneÅŸ doÄŸmadan uyanırlar ve cıvıldaÅŸmaya baÅŸlarlar. Evinizde kedi besliyorsanız çok erken uyanıp miyavlamaya baÅŸladığını göreceksiniz. İnsan da erken uyanmaya programlanmıştır. Çocuk yetiÅŸtirmiÅŸseniz küçük çocukların erken uyuduklarını, gece uyanarak tekrar uyuduklarını ancak sabah mutlaka çok erkenden uyandıklarını görürsünüz. Bebeklerin yetiÅŸkinlere göre daha fazla uyumaları vücutlarında hücre yaratılmasının çok hızlı olmasından ve sürekli artış göstermesindendir. Geç uyanmanın zihin ve bedenimizde tahribata neden olduÄŸu bilimsel araÅŸtırmalarla kesin olarak tespit edilmiÅŸtir. Sevgili Peygamber de (asm) günün erken vaktindeki uykunun aklı azalttığını, insanı tembelleÅŸtirdiÄŸini, rızkta bereketsizliÄŸe neden olduÄŸunu söylemektedir. Uykuyu etkileyen dış faktörler Uyku esnasında göz dışındaki algı giriÅŸleri açıktır. Uyuyan kiÅŸi çevresindeki sesleri duyar, teni dokunmaları hisseder, burnu kokuyu alır. Bu gerçek telkin ve beyin yıkamada çok önemli bir vasıta olarak görünüyor. Birçok ciddi psikolojik hastalık uyuyan kiÅŸinin kulağına yapılan düzenli telkinlerle tedavi edilebilmektedir. Dolaysıyla uyuduÄŸumuz mekân bizim için son derece önemlidir. Sokak gürültüleri duyulan bir ortamda uyuyorsak, evimizde bulunan televizyon veya bilgisayar gibi cihazların oluÅŸturduÄŸu radyasyona muhatap oluyorsak, zihnimiz sadece bedenimizin içindeki dünya ile baÅŸ baÅŸa kalamaz. Dışarıdan alınan mesajları da iÅŸlemek, hem de tam teslimiyetle iÅŸlemek zorunda kalır. Uyku esnasında bilinçsizce yatağımızda döneriz. Bu gerçek, beynimizin dokunmayı hissedebilmesinden ve damar daralmaları varsa dönmek suretiyle bunu yok edebilme isteÄŸinden kaynaklanır. Uyurken anlımızda bir sinek dolaÅŸsa farkında olmadan onu kovarız. Bütün bu gerçekler uyuma ortamımızda dışardan gelen her türlü uyarıcının zihnimizi meÅŸgul ettiÄŸini göstermektedir. Yattığımız ortam orta-sert olmalı, ortam temiz kokulu ve gürültüsüz düzenlenmelidir. Gergin uyuma tehlikesi Yeterince uyuduÄŸumuz halde hala ısrarla dinlenemememizin bir nedeni zihnimizi çeÅŸitli sorunlarla baÅŸ baÅŸa bırakmamızdır. Bu sorunlardan biri gergin uyumamız, diÄŸeri tok halde iken uyumamızdır. Her iki durumda karabasanlar ve kötü rüyalar görmemiz mümkündür. Bazı kiÅŸiler uykuya yattığında kaslarını, omuzlarını, dizlerini iyice gererler ve uyku mekanizması vücudu gevÅŸetmeye çalışır. Bazen tam gevÅŸerken insan ani boÅŸluÄŸa düşer gibi irkilebilir. Bunu bir defa yaÅŸamışsanız derhal kendinizi kontrol etmelisiniz. Uyurken bütün adalelerimize gevÅŸe, rahat ol, boÅŸluÄŸa düşmüş gibi kendini bırak emrini vermeliyiz. Bu emri bir süre devamlı verdiÄŸimizde uyku anında alt ÅŸuurumuz bu emirleri bilinçli olarak almasa bile otomatik olarak uygulamaya koyar ve her defasında gevÅŸemiÅŸ olarak uyuruz. Aksi takdirde edineceÄŸimiz gergin uyuma alışkanlığı, beynimizin uyku boyunca kaslarımıza sürekli gerilme emri göndermesine yol açacaktır. Bu durum hem kasları sürekli çalıştırarak yoracak, tahrip edecektir; hem de beyni meÅŸgul ederek yoracaktır. Böyle bir uykunun sonu yorulmuÅŸ olarak uyanmaktır. Tok uyuma tehlikesi Yorgun uyanmanın diÄŸer önemli nedeni tok karnına uyumaktır. Tok karnına uyuduÄŸumuzda beyin sürekli mide içeriÄŸini parçalamakla meÅŸgul olacaktır. Dolaşımdaki kanın önemli bir kısmı sindirim bölgesinde odaklaÅŸacaktır. Uykunun durgunluÄŸunda midenin peristaltik hareketi çok zor olacaktır. Mide duvarının parçalanmasını istemiyorsak midemizde bekleyen içeriÄŸin bir an önce boÅŸaltılmasına yardımcı olmalıyız. Beyin uykumuzda midemizi çürümekten kurtarmak için çırpınır, didinir. Uyandığımızda ise sanki hiç uyumadığımız hissine kapılırız. Kendimizi kendi ellerimizle tahrip ederiz. Hikmet ve ilmen açlıkta gizli olduÄŸunu buyuran sevgili Peygamberimiz(sav) Aç olarak uyuyan kiÅŸinin etrafında sabaha kadar huriler dolaşır demektedir. Almanya'da yapılmış olan bir araÅŸtırma saat 23.00'de uyuyan kiÅŸinin en geç 20.30'da akÅŸam yemeÄŸini yemiÅŸ olması gerektiÄŸini ortaya koymuÅŸtur. Ana Sayfaya Dön
Arkadaşına Gönder
Çıktı Al
Facebook'a ekle
Google'a ekle
Twitter'a ekle
Digg'e ekle
DEL.ICO.US
|