Vicdan Kayır
Aç Sesini Radyo'nun….

Aç Sesini Radyo'nun….
Hayat kadını sözü ne güzeldir. Ne anlamlıdır; hayatın içinden gelen kadın, yaşamı dokuyan, bilgili, görgülü, kişilikli…Evrenin içindeki dişiinsanı, sözcüklere dökmek kolay değildir elbette…
Acaba bu nedenle mi fahişelere 'hayat kadını' denir…Tabi ki, değil. Sanki, sokaklar adresleriymiş gibi gösterilen hayat kadınlarının genelinin, ilkokul diplomaları bile yoktur…Ya bir kocanın-bir annenin- bir korumanın- güvencesini taşımayan hayatın içindeki kadınlarımız onlar. Hayatın içine, sokaklara (!) kaplumbağa gibi iç-yataklarıyla terk edilmiş kadınlar … Her biri damgalıdır; hayata dair yaşadıklarıyla…
Emniyetten aldıkları vesikalarla bedenlerini pazarlarken, kaplumbağa-evleri olan genel-evlerden tek tek çağrılarak, her ay Sağlık Müdürlükleri'nde kontrolleri yapılır. Nedense onların bedenlerini satın alıp kullanan insan-erkekler koruma altındadır!..
Virüsü bulaştıran serbesttir, yasalarca…
Oysa ki, dünyanın en ağır mesleğini ucuz-kadınlar (!) olarak yaparlar…
Bedenlerini satalar…. İşte bu nedenle Saygın olmalılar! …
Onlarca erkeğe pazarlanırken vücutlar; bedenlerini tanımazlar, terlerini, kokularını unuturlar, kimliklerini, mimiklerini… Aynalara yansıyan kırmızı renklerde kaybolurlar.
Bazen bir dudağın boyasında …
Brezilya'da hayat kadınları radyo kurma konusunda hükümetten izin almışlar.
Radyo Zona yayınında hayat kadınlarının sorunları ele alınacakMIŞ.
'mesleğin saygınlığı' konusunda mücadele edecek hayatın kadınları…
Ne güzel bir haberdir bu böyle. Ne güzel bir mesaj, hayatın içinde en ağır işi yapan mesleği fahişelik olan kadınlar nihayet bedenlerini değil de, seslerini haykıracaklar.
"Fahişelik en ağır meslektir" diyecekler belki de.
Kim ister ki, bedenini bir simit, bir ekmek gibi pazarlamayı! Pazarlanan hayatın sunduğu dramdır, acıdır, sessiz-deridir!.
Fahişe anneler sözü her şeyi ortaya dökmüyor mu? Ülke önemli değil, fahişe anneler sözü ne denli anlamlıdır oysa... Onlar anne… Doğada ki en vahşi hayvan bile yavrusunu korur. Fahişe anneler önce çocuklarına anlatacaklar; bedenlerinin dilsizliğini, sağırlığını, körlüğünü...
Anne fahişeler… Bir salise düşünün ne olur? Anne deniyor. Hiç olmazsa, burada düşünün
Birazcık kalemlerinizi oynatırken, yüreğinizi de koyun ortaya…
Sanal sitelerde yazan bir yazar, "Fahişe anneler radyo kuracakmış. Allah Allah… Çocuklarına nasıl fahişelik yaptıklarını anlatacaklar, herhalde. Fahişeliğin iyi bir şey olduğunu.." gibi sözleri beynimi deldi…
Hiç düşündünüz mü peki, o anne sizin anneniz, ablanız da olabilirdi…
Düşündünüz mü, onları bahçelerimize almadık, çitlerle koruduğumuz bahçelere dikenli teller de taktık, şimdi dikenli telleri batırıyoruz binlerce kez. Hala da rahat bırakmıyoruz!
Hiçbir kadın fahişe doğmamıştır. Hiçbir anne fahişe değildir. Mesleği fahişelik olsa da o annedir. Asıl fahişelik beyinde başlar; bakınız çevrenize, dişi-erkek fahişeler doludur. Kimi kalemini yani beynini , kimi çocuğunu, kimi yüreğini, kimi dostunu satar!...
Brezilyalı fahişeler radyo kuracaklarmış. Pembe dizilerden fırlarcasına….Kötü kadınlar!!!
Oysa pembe dizilerde ağladığımız düşmüş kadın suretlerine karşın, gerçek hayatta Kötü Kadınlar olarak rüzgârlarına bile tahammülümüz yok.
Bir gün fahişelik mesleğini yapan anne tanıdım. Kızını özel okulda (yatılı) okutuyordu. Tüm amacı; onu topluma sağlıklı, faydalı birey olarak yetiştirmekti.. Kızı annesinin mesleğinden habersizdi.
Ayrılırken dedi ki;
"Yolda görürsem kaçarım alınma. Bizi bilir herkes, seni yanlış anlarlar".
" Kaçmana gerek yok, kaçması gereken benlerdir" dediğimde gülümsedi gündüz solgun yüzüyle.
Fahişe Anneler Yayında…
Ses veriyor ses.
Aç sesini Brezilya….
Radyondan hayat kadınlarının sesi geliyor.
Fahişe anneler ekmek, süt istiyor bebeğine, çocuğuna…
Bedenini kiralamanın ne denli güç olduğunun sesidir bu…
Haydi Türkiye…
Genelevlerinden vergi rekortmenleri çıkararak bütçeni beslerken sesin çıkmıyor.
Manşetlerden inmeyen gazetelerin gazetecileri, kadın kuruluşları, mor iğneciler,
Türkiye'de hayat kadınlarının sesi için bir radyo da siz açın!
Vicdan Kayır
Diğer Yazıları
KADININ ADI ÇOK